Şeker Hastalığı
İnsülin Direnci Diyabetin Habercisi Mi?

İnsülin Direnci Diyabetin Habercisi Mi?

Az yediğiniz halde kilo veremiyor musunuz? Yeterli miktarda besin tüketseniz de çabuk mu acıkıyorsunuz ya da doygunluk hissetmiyor musunuz?
0.0 (0 oy)

Az yediğiniz halde kilo veremiyor musunuz? Yeterli miktarda besin tüketseniz de çabuk mu acıkıyorsunuz ya da doygunluk hissetmiyor musunuz? Tüm bunların altında yatan sebep insülin direnci olabilir. İnsülin direnci günümüzde sık görülen bir rahatsızlık haline gelmiştir. İnsülin direnci, Tip 2 diyabetin gelişmesine sebep olabilen önemli bir rahatsızlıktır. Glikoz yani şekeri enerji olarak kullanabilmek için insülin hormonuna ihtiyaç vardır. Pankreasın salgıladığı insülin hormonuna; karaciğer, yağ dokusu, kas gibi dokular duyarsızlık geliştirdiğinde insülin direnci oluşur.

İnsülin Direnci Belirtileri Nelerdir?

İnsülin direncinin habercisi olan durumları sıralayacak olursak: Kontrolsüz kilo artışı, Kilo vermede zorluk, sık sık şekerli gıda tüketme isteği, yemek sonrası çabuk bir biçimde acıkmak, yorgunluk hissi, bel çevresinin giderek yağlanmaya başlaması, "Akantozis Nigrikans" olarak tabir edilen, özellikle koltuk altı, boyun, kasık bölgelerinde kararmalar, karaciğerde oluşan yağlanma, kadınlarda menstrual döngüde düzensizlik gibi problemler insülin direncinin belirtileri arasında gösterilebilir.

Hangi Besinlere Dikkat Edilmelidir?

Günlük yaşamda kullanılan bazı besinler insülin direncinin artmasına sebep olur. Glikoz değerleri yüksek gıdaları gereğinden fazla tüketmek yüksek insülin direnci ve kilo artışına sebep olur. İnsülin direncine sahip kişilerin, glikoz değerleri yüksek olan besinlerden uzak durmaları önerilir. Glikoz oranı yüksek besinleri sıralayacak olursak: En çok bilinenleri rafine şekerlerle hazırlananlar; Hazır meyve suları, şerbetli tatlılar, şekerlemeler, pilav gibi besinler, patatesle hazırlanmış besinler, beyaz ekmek gibi gıdalardır.

Bu besinleri tüketen bireyde, kandaki insülin seviyesi çok hızlı yükselerek insülin direncini artırır. Bu besinleri tüketmek yerine günde 3 ana öğün ve her öğünden 2 saat sonra ara öğün şeklinde beslenilerek sık sık beslenme sağlanırsa kişide insülin direnci gelişmesi önlenebilir. Bu beslenme şekliyle birlikte, insülin hormonu daha dengeli bir şekilde salgılanmış olur. Ancak insülin direncinin bir bireyde olup olmadığının anlaşılması için kan testi yapılması gerekmektedir. İnsülin direncini, en az 8 saat hiçbir şey yenmemiş olarak sabah yapılan kan testi ile tespit edilebilir. İnsülin direnci dolayısıyla takip altına alınan kişiler belirli aralıklarla kontrollere çağrılır.

İnsülin Direncinin Bir Tedavisi Var Mıdır?

Kişinin yaşam biçimi değiştirilerek ve mevcut tedavi yöntemlerinden biri birey için belirlenerek tedavi yapılır. İnsülin direnci tedavisinde en önemli husus, seçilen ilacın dozunun kişiye uygun olarak ayarlanabilmesidir. Bu da ancak laboratuvar testleriyle mümkün olmaktadır. Birey, tedavi boyunca insülin direncinin kırılmaya başladığını, daha az yeme ihtiyacı hissettiğini, daha az şekerli gıda tüketme ihtiyacı olduğunu, kilo kaybettiğini, gün içerisinde temposunun arttığını fark eder. İnsülin direncini doğal yöntemlerle kıran, tedavi eden en iyi yöntem düzenli spor yapmaktır. Çünkü yapılan egzersizler, insülin duyarlılığını artırarak insülin direncinin kırılmasına sebep olmaktadır. Haftada en az 3-4 saat yapılan düzenli egzersiz insülin direncinin kırılmasında yardımcı olur. Ancak insülin direnci yüksek olan kişilerde ilaç tedavisi desteği gerekli olabilmektedir. İlaç tedavisinde yapılan testlerle birlikte; yaş, kilo-boy oranı, kişinin diğer hastalıkları ve kişinin kullandığı ilaçlara göre doktor karar alarak tedavi uygular. Ortopedik problemler, kalp problemleri gibi bireyin spor yapmasına engel olan sağlık sorunları varsa diyet ve ilaç tedavisi bu bireyler için daha önemli hale gelir.